YMM Hilmi KİRDAY; Mükellefiyet Kayıtlarının Terkin Edilmesinde Yeni Dönem

 

MÜKELLEFİYET KAYITLARININ TERKİN EDİLMESİNDE YENİ DÖNEM

GİRİŞ

Ticari muameleleri olan mükelleflerin her türlü işlemleri mükellefiyet kaydı üzerinden devam etmektedir. Mükellefiyet kayıtları herhangi bir şekilde silinmediği takdirde faaliyetlerini sorunsuz şekilde devam etmektedir. Ama bazı nedenlerden dolayı mükellefiyet kayıtları silinmekte, ticari faaliyet yapmalarına kısıt getirilebilmektedir. Bilindiği üzere vergi incelemelerinin sonucuna göre sahte belge düzenleme suçu işleyen mükellefler savcılıklara bildirilmekte, vergi müfettişlerince raporlarda ayrıca mükellefiyet kayıtlarının silinmesi talep edilmektedir.

 

  1. MÜKELLEFİYET KAYITLARININ TERKİN EDİLMESİNDE YENİ DÜZENLEME

7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 24’üncü maddesiyle, Vergi Usul Kanunu’na “Mükellefiyet kaydının analiz ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak terkini” başlığıyla 160/A maddesi ilave edilmiştir. (Yürürlük: 07.12.2019) Maddeye göre mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükellefler vergi incelemesine sevk edilecek, ayrıca bunların mükellefiyetleri yapılacak yoklama sonucunda, vergi dairesinin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı/defterdar onayıyla terkin edilebilecektir.

Kanuna eklenen bu madde ile ilgili olarak 07.10.2020 tarih ve 31267 sayılı Resmi Gazete’de 520 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği yayımlanmıştır. Yeni hükümlerle idare tarafından sahte ve yanıltıcı belge düzenleme kaynaklı mükellefiyet terkininde hızlandırıcı bir yöntem tercih edilmiştir. Çalışmamızda bahsi geçen konu ile ilgili olarak husule getirilen ayrıntılı düzenlemeye genel hatlarıyla değinilecektir.

 

MÜKELLEFİYET ANALİZ VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

Genel tebliğe bakacak olursak; sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin belirlenmesine yönelik olarak yapılan analiz ve değerlendirme çalışmalarında dikkate alınacak kaynaklar, mükellefler tarafından verilen beyanname ve bildirimler, sicil, ortaklık, tahakkuk, tahsilat ve mükellefiyete ilişkin diğer bilgiler ile diğer kurum ve kuruluşlardan alınan gümrük beyannameleri, kapasite raporu, yatırım teşvik belgesi gibi bilgi ve belgelerdir.

Bu kapsamda, mükelleflerin aktif ve öz sermaye büyüklükleri, iş yeri, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş bilgileri ve çalışan sayıları itibarıyla üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi ile beyan ve bildirimlerinin uyumlu olup olmadığı, haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma yönünden rapor/tespit bulunup bulunmadığı, alış ve satış yaptıkları mükellefler hakkında düzenlenen/yapılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme/kullanma rapor/olumsuz tespit bilgileri, ortaklık yapısı ile ortaklara ilişkin bilgiler gibi hususlara bağlı olarak analiz ve değerlendirme çalışmaları yapılır.

 

Yukarıda sayılan bilgi belge ve tespitler ile bunlar gibi mükellef hakkında bilgi almaya yönelik diğer hususlar (şikayet, ihbar, diğer kamu kurumlarından gelen veriler) da dikkate alınacaktır. Yapılan analiz ve değerlendirmeler neticesinde mükellefiyet terkin işlemlerine başlanılması amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı aracılığıyla ilgili vergi dairesi başkanlığına/ defterdarlığa/ vergi dairesi müdürlüğüne aktarılır ve söz konusu mükellefler vergi incelemesine sevk edilir.

Analiz ve değerlendirme sonucunun ilgili vergi dairesi başkanlığının/defterdarlığın/vergi dairesi müdürlüğünün ıttılaına girmesini müteakiben mükellefin bilinen iş yeri adresinde yoklama yapılır.

 

Yoklamada;

– Bilinen iş yeri adresinde faal olunup olunmadığı,

– Cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla faaliyetin bulunup bulunmadığı,

– Üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi,

– Depo, tesis, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş vb. varlığı,

– Emtia mevcudu,

– Çalışan sayısı,

gibi mükellefin hakikatte faaliyette bulunduğunu veya bulunmadığını ispatlamaya matuf hususlar tespit edilir ve düzenlenen tutanakta bunlara yer verilir.

 

Yapılan tüm bu çalışmalar neticesinde tespit edilen hususlar vergi dairesinde vergi dairesi müdürünün başkanlığında başkan dahil 3 kişilik bir komisyon tarafından değerlendirilir.

 

Komisyon elde edilen tüm verilerle birlikte;

 

– Tarh zamanaşımı süresi içindeki dönemlere ilişkin beyannameler ve Ba-Bs bildirimleri,

– Daha önce yapılmış yoklamalara ilişkin tutanaklar,

– Tahakkuk, tahsilat ve vergi borcu bilgileri,

– Alış ve satış ilişkisi içinde olunan mükelleflere ilişkin bilgiler,

– Alış ve satış yapılan mükelleflere ilişkin sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerine ilişkin tespitler,

ile vergi dairesinde bulunan diğer bilgi ve kayıtlar (vergi incelemesi bilgileri, kira sözleşmesi, elektronik ortamda bulunan bilgiler vb.) dikkate alınarak mükellefin, cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla faaliyetinin bulunup bulunmadığı, bulunması hâlinde işletme kapasitesi ile beyanlarının (satış hasılatının, stoklarının, maliyetlerinin vb.) uyumlu olup olmadığı değerlendirilir.

 

Komisyon, gerek görmesi durumunda, mükelleften ilave bilgi, belge ve açıklama isteyebilir.

 

Komisyon elde ettiği verileri dikkate alarak mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu kanaatine varırsa, kanaat bir tutanağa bağlanarak ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunar.

Vergi dairesi başkanının/defterdarın onayını müteakiben, onay tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilir ve bu durum mükellefe tebliğ edilir.

Vergi dairesi başkanının/defterdarın onay vermemesi durumunda, bu aşamada herhangi bir işlem tesis edilmez ve bu durum, gerekçeleri ile birlikte, analiz ve değerlendirme sonucunu aktaran ilgili birime Başkanlık aracılığıyla bildirilir.

 

Komisyon tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olmadığı, dolayısıyla mükellefiyetin bu aşamada mezkûr madde kapsamında terkin edilmesinin gerekmediğine kanaat getirilmesi hâlinde, bu durum gerekçeleri ile birlikte tutanağa bağlanır ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulur.

 

 

  1. TEMİNAT UYGULAMASI

Mükellefiyetlerin hangi durumlarda ne şekilde terkin edileceği yukarıda detaylı olarak yer almaktadır. Bu şekilde mükellefiyetleri terkin edilen mükellefler için çıkış yolu ise, VUK 153/A uyarınca teminat vermek ve tüm vergi borçlarını ödemektir. Terkin kararı kendilerine tevdi edilen mükellefler, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, sahte belge düzenlenen dönemlerde evraklarda yazılı tutarın %10’u kadar teminat vermek (1.1.2021’den itibaren 150.000-TL’den az olamaz) ve tüm vergi borçlarının ödenmesi şartıyla, mükellefiyet kayıtları terkin tarihinden itibaren yeniden tesis edilecektir.

Tebliğin ilgili kısmı aynen şöyledir: “Bu hüküm gereğince, 213 sayılı Kanunun 160/A maddesi kapsamında mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilen mükellefin;

– Serbest meslek erbabı olması durumunda kendisi,

– Şahıs işletmesi (193 sayılı Kanun uyarınca elde etmiş oldukları ticari kazançları gerçek veya basit usulde vergilendirilen gerçek kişiler ile zirai kazançları gerçek usulde vergilendirilen çiftçiler tarafından işletilen işletmeler) olması durumunda sahibi,

– Adi ortaklık olması durumunda ortaklardan her biri,

– Ticaret şirketi olması durumunda şirketin kendisi, kanuni temsilcileri, yönetim kurulu üyeleri, söz konusu şirketin asgari %10 ve üzeri hissesine sahip olan gerçek veya tüzel kişiler ya da zikredilen tüm bu kişilerin asgari %10 ve üzeri hisseye sahip olduğu veya yönetiminde bulundukları teşebbüsler,

– Tüzel kişiliği olmayan teşekkül olması durumunda bunları idare edenler,

– Yukarıda sayılanların; ortağı oldukları adi ortaklıklar, kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, şirket sermayesinin asgari %10’una sahip oldukları ticaret şirketleri veya idare ettikleri tüzel kişiliği olmayan teşekküller,

tarafından verilen işe başlama bildiriminin alınması üzerine aynı Kanunun 160/A maddesinin üçüncü fıkralarında belirtilen şartlar yerine getirilmeden mükellefiyetleri tesis edilmez.”

Öte yandan bu şekilde mükellefiyet kaydının yeniden tesis edilmesi mükellef nezdinde vergi incelemesi yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.

Mükellefiyet kaydının re’sen terkin tarihi ile yeniden tesis edildiği tarih aralığında verilmeyen beyanname ve bildirimler, mükellef tarafından, yeniden tesise ilişkin yazının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde verilecek ve tahakkuk eden vergiler aynı sürede ödenecektir.

Mükellefiyeti terkin edilenler ve onlarla ilişkili olanların işe başlamak istemeleri durumunda, yukarıdaki hükümler uyarınca teminat vermeleri zorunludur.

Örneğin iki ortaklı anonim şirketin mükellefiyeti terkin edildiğinde, yeniden işe başlayabilmek için; hem ortaklığın teminat vermesi ve tüm vergi borçlarının ödenmesi istenecek hem de ortaklardan her ikisinin %10’dan fazla oranda ortaklık hissesine sahip olduğu diğer şirketlerin de (varsa) teminat vermesi ve vergi borçlarını ödemesi gerekecektir.

SONUÇ

Çalışmamızda son mali düzenlemeler ışığında mükellefiyet kaydının hangi gerekçelerle terkin edilebileceği, terkin edilen mükellefiyet kaydının nasıl yeniden tesis edilebileceğine yönelik bilgiler yer almaktadır. Görüleceği üzere hem mükellefiyet kaydının terkininde hızlandırıcı bir yöntem benimsenmiş hem de mükellefiyet kaydı terkin edilenler ve onlarla ilişkili olanların yeniden işe başlama süreçlerinde zorlaştırıcı bir yöntem belirlenmiştir. Aslında yapılmak istenen mükelleflerin sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı düzenleme yoluna sapmadan ticari faaliyetlerini sürdürmesidir. Tebliğde konu ile alakalı olarak bir başka yazının konusunu oluşturacak detaylı düzenlemeler yer aldığı unutulmamalıdır.

 

Hilmi KİRDAY

Yeminli Mali Müşavir

 

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
  • 520 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
  • 522 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

 

Leave a Reply

HAKKIMIZDAKaizen Denetim
Yerli ve yabancı kurumların bağımsız denetim ihtiyaçlarını karşılayan uzman bir kuruluştur.


Şirketimiz; Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, tarafından şirketlerin Bağımsız Denetimini yapma yetkisi verilen şirketler statüsüne sahiptir.

KONUMKaizen Nerede?
https://www.kaizendenetim.com/wp-content/uploads/2022/12/img-footer-map2.png
İLETİŞİMKaizen'e Ulaşın
Firmamıza aşağıdaki iletişim bilgileri ile ulaşabilirsiniz.
HAKKIMIZDAKaizen
Yerli ve yabancı kurumların bağımsız denetim ihtiyaçlarını karşılayan uzman bir kuruluştur.


Şirketimiz; Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, tarafından şirketlerin Bağımsız Denetimini yapma yetkisi verilen şirketler statüsüne sahiptir.

Telif hakkı Kaizen Denetim‘e aittir. Tüm hakları saklıdır.

Telif hakkı Kaizen Denetim‘e aittir. Tüm hakları saklıdır.